8 Kasım 2012 Perşembe

ATTİLȂ İLHAN’IN HAYATI SANATI ESERLERİ


 
HAYATI

  • 15 Haziran 1925’te İzmir’in Menemen ilçesinde dünyaya gelen şair 11 Ekim 2005 yılında, İstanbul’da 80 yaşındayken vefat etmiştir. Kaptan mahlasıyla yazan Attilâ İlhan şair, romancı, deneme yazarı, gazeteci ve eleştirmendir. Toplumcu gerçekçilik akımıyla eser veren şairin tam adı Attilâ Hamdi İlhan’dır. Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan’ın ağabeyidir.
  • İlk ve ortaokulu İzmir Karşıyaka’da bitirdi. Babasının işi dolayısıyla farklı şehirlere gidince öğrenim hayatı aksadı. Ama gittiği yerlerde, şair olan babasının kütüphanesinden faydalanarak bol bol kitap okudu, edebi bilgiler edindi, Türk köylüsünü yakından tanıma fırsatı buldu.
  • İzmir Atatürk Lisesi’nde birinci sınıftayken bir kıza yazdığı mektuptaki Nazım Hikmet şiirleri yüzünden Şubat 1941’de komünistlik suçlamasıyla sorguya çekilip tutuklandı. Bir süre sonra serbest bırakıldıysa da okuldan uzaklaştırıldı. İki yıl sonra Danıştay tarafından okuma hakkı geri verilinceye kadar vaktini roman okuyup Fransızcasını geliştirmekle geçirdi. 1944’de okuma hakkını geri kazandığında Atatürk Lisesi eski öğrencisini kabul etmeyince İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı ve 1946’da buradan mezun oldu.
  • Liseden mezun olunca İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Başarılı geçen üniversite yıllarında, Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirlerini yayımlamaya başladı. 1948’de ilk şiir kitabı olan Duvar’ı kendi imkânlarıyla yayımladı.
  • Attilâ İlhan lise son sınıftayken, amcasının kendinden habersiz katıldığı 1946 CHP şiir yarışmasında ‘Cebberoğlu Mehemmed’ şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1974 yılında TDK şiir ödülünü ‘Tutuklunun Günlüğü’ eseriyle aldı. ‘Sırtlan Payı’ adlı romanıyla 1974-1975 Yusuf Nadi Armağanı Roman ödülünü kazandı.
  • Attilâ İlhan eserlerinde Nevin Yıldız, Ali Kaptanoğlu, Beteroğlu, Abbas Yolcu, Ömer Hayba, Tila Han imzalarını da kullandı.
  • Attilâ İlhan ilk şiirlerinden itibaren toplumsal gerçekçiliği benimseyen şairlerin yanında yer aldı. Romanlarında Türkiye’nin yakın dönem tarihini, siyasal, ekonomik, sosyal yönleriyle ele aldı. Batı kültürünün Türkiye’ye ne şekilde yansıdığı, olumlu ve olumsuz etkilerini işledi.
  • 1948 yılında üniversite ikinci sınıftayken Nazım Hikmet’i kurtarmak hareketine katılmak üzere ilk kez Paris’e gitti. Burada Fransız toplumunu gözlemleme imkânı buldu ve bunları eserlerinde işledi. Türkiye’ye geri dönüşünde başı sık sık polislerle derde girdi. Şair bu gerili havasında eleştirel şiirler yazdı. 1950 yılında Paris’ten dönünce Türkiye Sosyalist Partisi’nin yayın organı olan Gerçek Gazetesi’nde gazeteciliğe başladı. Bu gazetede yazdığı bir yazıdan dolayı soruşturmaya uğrayınca 1952 yılında tekrar Paris’e gitti. Bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye’ye duyurmaya başladı.
  • Paris’ten döndükten sonra Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini bıraktı. Bu dönemde sinema eleştirmenliği, senaryo yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Şiir çalışmalarını sürdürdü. Garip akımına Mavi Dergisi çevresinde toplanan gençlerle birlikte karşı çıktı, eleştirilerde bulundu.
  • 1957-1958’de Erzincan’da askerlik yaptıktan sonra İstanbul’a dönen Attilâ İlhan sinema ve senaryo çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakı senaryo yazdı. ‘Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar, Yarın Artık Bugündür’ dizileri halk tarafından çok beğenildi.
  • 1968’de on b ş yıl evli kalacağı Biket Hanım’la evlendi.
  • İzmir’de Demokrat İzmir Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yaptı. Yelken, Sanat Olayı, Cönk dergilerini yönetti. Vatan, Demokrat İzmir, Yeni Ortam, Dünya, Milliyet, Güneş, Cumhuriyet, Meydan gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Televizyonlarda kültür programla yaptı.
  • İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996)

    ESERLERİ

    Televizyon Dizileri

    Şiir Albümleri

    Romanları

    Şiirleri

              Pek çok şiiri vardır, öne çıkanlar:
    • An Gelir
    • Aydınlık Neyin Oluyor Senin?
    • Ayrılık Sevdaya Dahil -1-2-3-4-5
    • Aysel Git Başımdan
    • Ben Sana Mecburum
    • Böyle Bir Sevmek
    • Büyük Yolların Haydudu
    • Duvar
    • Elde Var Hüzün
    • Kimi Sevsem Sensin
    • Memleket Havası
    • Mustafa Kemal...
    • Müjgan'a Aşk Şarkıları
    • Sultan-ı Yegah
    • Üçüncü Şahsın Şiiri

    Deneme-Anı

    • Abbas Yolcu(1957)
    • Yanlış Kadınlar Yanlış Erkekler(1985)

    Denemeler

    Cumhuriyet Söyleşileri

    • Bir Sap Kırmızı Karanfil (1998)
    • Ufkun Arkasını Görebilmek (1999)
    • Sultan Galiyef - Avrasya`da Dolaşan Hayalet (2000)
    • Dönek Bereketi (2002
    • Yıldız, Hilâl ve kalpak
      Attilâ İlhan’ın Günlük Yaşamı
       
               Son derece dakik bir insandı. Her sabah saat 7 de kalkar 9 a kadar çalışırdı. Yaz kış demeden 9.30 da Maçka’daki evinden çıkar, Taksim’e kadar yürürdü. Öğleye kadar Kafe Bulvar’ın dip masalarından birine oturur ve üzerinde çalıştığı romanın bir sayfasını burada yazardı. Her gün tek sayfa yazardı ne eksik ne fazla. Ardından gazete yazılarını ve şiirlerini yazardı. Daha sonra otobüsle evine dönerdi. Öğle ve akşam yemeklerinin saatleri hiç şaşmazdı İlhan ailesinde. Öğleden sonra yine dışarı çıkar ve genellikle sinemaya giderdi. Yanında eşi Biket İlhan’ı götürmezdi. Bu eski bir alışkanlığıydı Attilâ İlhan’ın, kendine göre bir sinema seyretme tekniği vardı. Yanında biri olursa rahatsız olurdu, eşi bile olsa…
       
               Yemek saatleri dışında yalnız olmayı severdi. Akşam yemeğinden sonra eşi televizyonun, kendisi çalışma masasının başına geçerdi. Saat 23 sıralarında biraz çene çalarlardı. Bu gece sohbetinden sonra Attilâ İlhan’ın uykusu gelir yatardı. Eşi ise çalışmaya başlardı. Saat 3 e kadar ortalarda dolaşır, ev işi yapar, dikiş dikerdi. Ve bir günleri böyle geçerdi.
       
       
      Attilâ İlhan’ın Roman Yazma Usulü
       
                Attilâ İlhan yazacağı romanın konusunu kafasında tasarladıktan sonra tipler ve mekan üzerinde çok araştırma yapardı. Romanın içinde bir ev veya konak geçiyorsa ona benzer yapıyı arar bulur, içini gezer, orada yaşayan insanlarla konuşurdu. Bu mekan ve kişileri kendi kafasında belirgin hale getiremezsem okuyucunun gözünde de canlandıramam diye düşündüğü için titiz bir çalışma yapar yazardı.Mesela ‘Aynanın İçindekiler’ dizisinde bir direkli yalı vardı.Bu direkli yalı, kaç tane yalı gezdikten sonra biçimlendirdi.Romanı yazarken insanların özelliklerine de çok dikkat ederdi. Okurun olayları üç boyutlu olarak kavraması için çabalardı.
      Attilâ İlhan’ın Mavi Dergisi Hakkındaki Düşünceleri
       
      • Mavi dergisi, 1952-1956 yıllarında Ankara’da şairliğe ve yazarlığa yeni başlamış birkaç liseli arkadaşın çıkardığı küçük bir sanat ve edebiyat dergisidir.
      • Garip hareketine karşı oluşturulmuş ilk ciddi tepkidir.
      • Mavi hareketi, daha önceki aktif realist toplumcu şiirin, soldan ilk eleştirisidir.
      • Batıcılığa, Yunan, Latin hayranlığına ciddi bir tepki oluşturmuştur.
      • Mavi Hareketi, gerek zamanın iktidarı, gerekse ırkçılar tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Çünkü Maviciler yazınsal ve siyasal iktidara karşı bir platform oluşturmuşlardır. O dönemde Mavinin dağılması ve dağıtılması için pek çok girişimler yapılmıştır.
      • Mavi’nin savunduğu siyasal ve sanatsal ilkeler, özellikle sağ basın tarafından hoş görülmedi.
      • Mavi’ye , Perspektiv adlı bir Amerikan dergisinin boyutlarını ve kapak düzenlerini benimseyerek biçim verilmiştir.
      • Dergi okurun değil genç kuşak yazarların ilgisini çekmiştir.
      • Dergi yazarlarının siyasal ve sanatsal görüş ayrılıkları önemsenmiyordu. Herkes başka telden çalıyordu. Bu yüzden dergi ‘yamalı bohça’ izlenimini veriyordu.
      • Derginin bugün bilinen Mavi’ye dönüşmesi, büyük ayrılmalar ve kopmalara yol açması Attilâ İlhan tarafından gerçekleştirilmiştir.
      • Dergide roman üzerine az konuşulurdu. Şiir ve öykü üzerine biraz konuşmuşlardır.
      • Mavi Hareketi bir başlangıç cümlesi olmak, bir kuşak yetiştirmek istemiştir. Ama bir dergi olarak beklentileri karşılayamamıştır. Yani yazınsal yetkin ürünler yerine haberleri vermiştir.
      • Maviciler dışa bağımlı kapitalistleşme sürecinin başlatıldığı yıllarda kent bireyine yönelmişlerdir.
      • Yazınsal üretim biçiminin yetersizliği, genç yazarların tutarsızlıkları ve parasal sorunlar yüzünden dergi kapanmıştır.
      ATTİLA İLHAN’LA RÖPORTAJ
       
      -En beğendiğiniz özelliğiniz nedir?
      ‘Hata işleyebilmek ve hatamı kabul edebilmek cesaretim.’
       
      -En beğenmediğiniz?
      ‘Bazı hallerdeki aşırı soğukkanlılığım.’
       
      -Sanat dışında en çok ilgi duyduğunuz çalışma?
      ‘Siyaset’
       
      -En tahammül edemeyeceğiniz davranışlar nelerdir?
      ‘Aptallık, ikiyüzlülük, sanat züppeliği.’
       
      -Çok gezdiniz mi?
      ‘Büyük gezginler göz önünde tutulursa amatör sayılırım, ben.’
       
      -Üzerinizde en büyük etkiyi bırakan şehirler?
      ‘İzmir, Paris.’
       
      -Ailenize bağlı mısınız?
      ‘Çok.’
       
      -En çok sevdiğiniz iki insan?
      ‘İki sanatçı kardeşim: Hikâyeci Cengiz İlhan, aktris Çolpan İlhan.’
       
      -Haksızlık ettiğiniz oldu mu?
      ‘Üç büyük haksızlığımın insanlarından biri şimdi Venezuella’da Caracas’da yaşıyor; öbürü yanılmıyorsam Leipzig’de. Biri de İstanbul’da öldü. Hatırladıkça kahroluyorum.’
       
      -Gece hayatını sever misiniz?
      ‘Yalnız olarak, evet!’
       
      -Sporla ilginiz?
      ‘Sadece futbol, Galatasaraylıyım.’
       
      -Ya müzikler?
      ‘Birkaç bakımdan. Klasik Batı müziği olarak: Bach, Beethoven. Fransız hafif müziği derseniz: Piaf, Greco, Mouloudji Brasens, Aznavour. Bizim halk türküleri: Ruhi Su. Bir de Rumen halk havaları.’
       
      -Klasik romancılardan sevdikleriniz?
      ‘Balzac, Zola, Dostoyevski vs.
       
      -Bizde Cumhuriyetten bu yana önemli saydığınız şairler?
      ‘ Yahya Kemal, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Ahmet Muhip.’
       
      -Romancılar dersek?
      ‘Yakup Kadri.’
       
      -Türk şiirine en zararlı üç şey sizce ne olmuştur?
      ‘Siyasi baskı, medeni cesaretsizlik bir de Orhan Veli.’
       
      -Edebiyattan başka fiilen uğraştığınız sanat var mı?
      ‘Sinema.’
       
      -Sizi en çok etkileyen film?
      ‘Orson Velles’in ‘‘Citizen Kane’’ adlı filmi.’
       
      -Milli sinemamız hakkında diyebileceğiz?
      ‘Ticari sinema olarak gelişiyor.’
       
      -Engelleyen sebepler arasında neleri sayabilirsiniz?
      ‘Sansür, bilgisizlik, ciddiyet noksanı.’
       
      -Abbas Yolcu’nun sizce en ilgi çekici yanı neresidir?
      ‘Yenilerin ilk yolculuk notları arasında olması. Bir de Zenciler Birbirine Benzemez’le paralelliği. Bence bu iki kitap birbirini aydınlatıyor.’
       
       
       
      Dost Dergisi, Mart 1959
      ATTİLA İLHANLA BAŞKA BİR RÖPORTAJ
       
      -Kaç senedir yazıyorsunuz, neşredilen ilk eserinizin adı neydi? Hissettiklerinizi hatırlayabiliyor musunuz?
                ‘Ortaokulun 3. sınıfından beri yazıyorum, ilk ve ortaokulda yazdıklarım öğrenci şakalarından ileri geçmiyordu tabi. İlk şiirim ortaokulu bitirdiğim sene yayımlandı, adı ‘Balıkçı Türküsü’ idi. Yeni edebiyat gazetesinde çıkmıştı. Ogün yalçın bir doruktan uçsuz bucaksız bir deniz ufkuna bakmışım gibi bir duyguya kapıldığımı hatırlıyorum.’
       
      -Şiirde bugüne kadar söylenmemiş söz veya mısra kaldığına inanıyor musunuz?
                ‘İlk bakışta kalmamış gibi görünüyor. Yine de hüküm vermekte acele etmemeli. Yeni olaylar yeni ruh halleri doğuruyor, bunlarda söylenmemiş yeni sözleri.’
       
      -Hiç söylenmemiş mi yoksa en güzel söylenmiş mi şiirde önce aranmalıdır?
                ‘Şiire bir şeyler arayarak girmek fikrimce yanlış. Şiirde bir şeyler aranmaz bir şeyler bulunur.’
       
      -Bugün yaşayanlar içinde Türk toplumunun büyük şairi var mıdır? Varsa kimdir?
                ‘Üç beş yılda bir kıble değiştiren bir toplumda büyük şair aramak bence hatalı.’
       
      -İçki ve müzik gibi uyarıcıların ilham verdiğine inanır mısınız?
                ‘Başkaları için bir şey söyleyemem; fakat benim çalışmamın bu gibi uyarıcılara ihtiyacı yoktur, olmamıştır. Ben müziği şiir yazmak için değil müzik dinlemek için seviyorum. Alkole gelince, büyük alkolün şiir gücüne uyarıcı değil azaltıcı bir etkisi olduğuna inanmışımdır.’
       
      -Şiirlerinizi yaşayarak mı yazarsınız?
                ‘O nasıl laf öyle? Şiir bir bilinç işidir, duygunun bilinç süzgecinden geçip estetik bir düzen olarak biçimlenmesidir.’
       
      -Sizce Yahya Kemal’e büyük bir şair denilebilir mi? Evetse de hayırsa da neden?
                ‘Yahya Kemal’in 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış birkaç önemli Türk şairlerinden biri olduğu rahatça söylenebilir. Çünkü o batılı şiirin taklitçilik ve telifçilikle gerçekleşmeyeceğini anlamıştır. Başarı derecesi her zaman herkesçe tartışılabilir ama önemli bir şair.’
       
      -Bizde ve dünyada en beğendiğiniz 3şair adı söyler misiniz? Nefret ettiğiniz şair var mıdır, Varsa kimdir?
                ‘Beğendiğim şairler zaman zaman değişir. Gün geçtikçe benim için beğendiğim şairler diye bir mesele olmadığını daha iyi fark ediyorum. Genel olarak 20. yüzyılın gerilimini ve dehşetini yansıtan ve toplumsal bir kökten gelen şairleri tercih ediyorum.’
       
      -Kendinize bir soru sorup cevabını da kendiniz verir misiniz?
                ‘Olur, sorayım: Türk sanatçılarının en önemli problemlerinden biri sizce nedir? Karşılığı da, şu: Okuldan itibaren kendilerini, sanatla ilgilenmeyen arkadaşlarından üstün görmek gafletine kapılmaları; bu acayip tutumu gittikçe de bir yaşama düzeni haline getirip hayat münasebetlerinde yenilgiye uğradıkça suçu çevrelerine atmaları.
       
       
      Hürvatan, Mart 1962
       
      ATTİLȂ İLHAN’IN SANATI
                Atilla İlhan, "Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde" kendine özgü yeri olan nadir şairlerden biridir. Aslında ona sadece şair vasfın yüklemek ne kadar doğru bilemiyorum.Şiir dışında da roman, öykü. makale,deneme , senaryo gibi pek çok türden eser vermiş bir edebiyatçıdır. Lakin şiirlerinin kudreti o kadar güçlüdür ki zihinlerde şair vasfıyla yer etmiştir. Attila ilhan; "sosyal Realizmin  münasebetleri yahut başlangıç" adlı yazısında Orhan veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’i (bomstiller) diye nitelendirmiştir. Yalnız "Garip" hareketine karşı çıkmamış bunun yanında "2.yeni" ve "hisarcılara" da karşı çıkmıştır.Her ne kadar mavi dergisinin tanınmasında yazıları ve şiirleriyle büyük katkı sağlamış olsa da 2.yeninin şiir anlayışına karşı çıkar . Hatta 2. yenicileri "yozlukla" itham eder. Başlangıçta şairliğinin ilk yıllarında kaleme aldığı şiirlerinde "Nazım Hikmetten" etkilendiği Marksist ve Toplumcu gerçekçi düşünceyi benimseyen şiirler yazdığını görüyoruz.Bireysel, imgeci bir şiir tarzı vardır. Sinema dilini şiire sokmuştur. İnci Engün’ün bunu "Sinema tekniğini kullanan Atillâ İlhan adeta kamerasını kalabalıklar üzerinde gezdirir, zaman zaman belirli noktalarda uzunca durur. Renkli, ıslak, ürperiş ve korku dolu bu şiirlerde bazan büyük bir ferahlık bazan da melankoli gizlidir" şeklinde ifade eder.İmla kurallarını reddeden Atilla İlhan özgürlük duyuşunu bu şekilde de ifade eder.Büyük harf kullanmaz ama özel isimleri ek almaları halinde ayrı yazar.
                Dil konusunda da bu keyfi tavrını sürdürür. Günlük dilde artık kullanılmayan çok eski kelimeleri, Fransızca veya Almanca kelimelerle beraber kullanır. Böylece orijinal olma çabası ortaya çıkar. Şair, Halk ve Divan Edebiyatı kaynaklarından yararlanarak çağdaş bir içerik üretmeyi amaçlar ve bunu "ulusal bileşim" olarak adlandırır. Geçmişi reddetmek yerine onu eleştirir, sorgular sanatsal değer katar ve çağdaş bir zemine oturtur. Şairliğinin ilk on yılını, destan boyutlarıyla ve duygusal, gergin bir hava içinde, İkinci Dünya Savaşının Avrupa'yı saran bezginlik ve çöküntülerini yansıtmaya adamıştı. Zamanla (1955...) toplumcu kollayışı bırakmamakla birlikte tek insanın duygu dünyasından kesitler verdi; bireyse temaları işledi.Atilla İlhanın şiir anlayışında tek bir tema yoktur. Belli biz izlek çerçevesinde şekillendirmiştir şiirlerini,anarşizmden, kemalizme, memleketcilikten destana, eşcinsel kadınlardan marazi aşklara pek çok tema kullanmıştır. Örn, üçgen şiirinde eşcinsel iki kadın anlatılır. ve genel anlamda bir ikilemli hissettirir.
      "Cabbaroğlu Mehmet"şiiriyle " CHP şiir yarışmasında 2. olmuştur.ve bu yarışmada 2 ünlü şair daha vardır . birinci olan şair," Cahit Sıtkı Tarancı" 3. olan şairse ‘‘Fazıl Hüsnü Dağlarcadır"
                Şiirlerinde imge ön plandadır. Ona göre imge şiirin özüdür.Atillâ İlhan şiirlerinin son baskısına, onlar, neden yazdığın, açıklayan notlar eklemiştir. Bu da imgelerin doğru anlaşılmasını istemesi üzerinedir.
                Attila İlhan şiiri sorgulandığında, altının  çizilmesi gereken şey, 40lı yıllardan gelen bu şairin nasıl olup da şiirlerinin her dönemde bu denli popüler olabildiğidir. Attila İlhan şiirlerinin çarpıcı ve kalıcı olmasını sağlayan öğe, hem tek tek dizelerde bir şeyin anlatılması, hem de şiirin bütününde başka bir anlama ulaşılmasıdır. Şiirlerinde sürekli olarak bir yenilik peşinde koşarken, varolanın üzerine eklemeler yaparak Attila İlhan şiirinin bütünlüğünden uzaklaşmaz.
       Ve sanat anlayışını epeyce irdelediğimiz Atilla ilhan şiir anlayışını şöyle açıklar. " Şiirin kelimelerle değil, imgelerle yazıldığını bilen şairler için, kelime, diyalektik bir ilişkiler yumağıdır; bir kere, anlatacağı imgeyle ikincisi aynı imgeyi anlatmakla görevli öteki kelimelerle, üçüncüsü mısra içindeki özel şiir içindeki genel ses uyumuyla, dördüncüsü imgelerarası birlik ve karışıklıkların gelişme süreciyle bağlantılıdır. Çünkü (...) Kelimenin önemi, imgenin somutlaşmasında oynayacağı role göre değişir, bu rolü belirleyen ise kelimenin çağrışım yükü anlam boyutları ve imgeyle olan diyalektik bağlantısıdır"
       
                Şiir anlayışında, sadece şairlerin değil, "sinemadan resme, romandan toplumsal bilimlere değin, şiir dışında bir sürü disiplinin katkısı" olduğunu belirten Atillâ İlhan, "sinema tutkusunun hesaba katılmadan şiirinin değerlendirilemeyeceğini açıklar.
                Attilâ İlhan, batı konusunda en uç noktaya çeker bizi, Bu konuya eğilmekte de haklıdır, özgün bir edebiyatın ölçütlerini ancak bu mukayese sonunda ortaya çıkarabiliriz. Ve son olarak "Attilâ İlhan, şiir, edebiyat üzerine düzyazılarıyla da geleneğin doğu/batı bileşiminden moderniteye nasıl açılacağını göstermiştir."
       
      KAYNAKÇA
       
      -          Sarmaşık Belgin,  Edebiyat Dünyasından Attilâ İlhan’a Mektuplar, Otopsi Yayınevi.
      -          İlhan Attilâ , Böyle Bir Sevmek, Kültür Yayınları.
      -          Sarmaşık Belgin, Attilâ İlhan: Açtırma Kutuyu!..’’, Bilgi Yayınları.
      -          Kolcu Ali İhsan, Cumhuriyet Devri Edebiyatı Şiir 1, Salkımsöğüt Yayınevi.
      -          Enginün İnci, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri.
      -          Türk Dili Türk Şiiri Özel Sayısı 606/607
      -          Tok Mehmet, Attilâ İlhan Şiir Özellikleri.
      -          Dil Dergisi 84. sayı Ekim 1999, Attilâ İlhan Hangi Edebiyatı Savunur?
      -          Yağmur Dergisi, Attilâ İlhan ile Şiir ve Roman Üzerine.
      -          Kaplan Mehmet, Cumhuriyet Sonrası Türk Edebiyatı Şiir Tahlilleri, Dergah Yayınları.
       

Nasıl ama?

0 yorum:

Yorum Gönder